ROMAN NEDİR? ,Roman ve Hikaye Arasındaki Farklar

tarafından
33
ROMAN NEDİR? ,Roman ve Hikaye Arasındaki Farklar

ROMAN NEDİR?

Roman ve Hikaye Arasındaki Farklar

Romanın özellikleri

Uzun anlatıma dayalı edebiyat türlerinden roman, olmuş veya olabilecek olayları, yer, vakit ve şahıs kadrosu bütünlüğü ve uyumu içinde ve de okuyucuyu çekebilecek nitelikte merak unsurları ile uzun hikaye tarzında okuyucuya sunan bir edebiyat ve sanat yapıtıdır.
Romanın kurgusunu oluşturan dört temel öğe; yer, vakit, olaylar örgüsü ve kişi kadrosu bunu hayatın içinden çıkan bir edebi tür vaziyetine getirir. Diğer taraftan uzun soluklu bir edebiyat ürünü olan romanı bir anlatım ustalığı veya sanat mahareti olarak da değerlendirmek yerinde olur. Roman, gerek anlatım tarzı gerek düz yazı oluşu gerekse üslup özelliği ile hem daha önceki hikayelerimizden hem masal türünden hem de mesnevi tarzı manzum hikayelerden oldukça değişik bir yapıda karşımıza çıkar.
Edebiyat türlerinin kendine göre ayrı ayrı, kendi estetik yapıları çerçevesinde özellikleri ve güzellikleri, değişen ölçüleri, teknikleri ve anlatım yolları; dış dünya ile bilhassa de okuyucu ile iletişim kurmada farklı konumlan vardır.

Roman Türünün Özellikleri

1-Roman sanatı, uzun anlatıma dayalı bir edebiyat türüdür.
2-İnsanın yaşayabileceği olaylar, hayatta karşılaşabileceği vaziyetler, zevkler, sevinçler, kederler, mutluluklar, aşklar, nefretler, sevgiler, kıskançlıklar, aşırı ihtiraslar, insana ve hayata has pek çok değerler olarak aklımıza ne gelirse gelsin, hepsi ayrı ayrı, başlı başına bir romanın konusunu oluşturur.
3-Sadece insanla mı alakalı; elbette değil. Sosyal gerçekler, ideolojik oluşumlar, fark fikir hareketleri, toplumsal değer yargıları, tarihi olaylar ve şahsiyetler, savaşlar gibi pek çok olguları da romanın konuları arasında bulunur.
4-Romanlar değişik özellikleri hasebiyle türlere ayrılır. Sözgelişi; sosyal roman, toplumsal roman, psikolojik roman, gerçekçi roman, realist roman, romantik roman, serüven romanı, tarihi roman gibi.
5-Roman sanatında kişi ve olay tasvir etmeleri büyük bir yer meblağ. Özellikle şahısların hem dış hem de iç analizleri detayı ile verilir.
6-Romanlarda olaylar karmaşıktır. Olaylar neden netice ilişkisi ile birbirine bağlıdır.
7-Romanlar ansızın çok bakış açısı ile yazılır.
Roman Türünün Tarihsel Gelişimi
Ananesel hikaye anlayışımız, anlatı ananemiz masallara dayanır. Bu anlayışta olaylar gerçeklik çizgisinden uzaktır. Bir hayli anlatımda hicviyede bulunmanın ağır yer tuttuğu görülür. İlk romanımız Taaşşuku Talat ve Fitnat ananesel kaidelerle yazılmıştır. Bu anlayışını aşan ilk romanımız Namık Kemal’in İntibah’ıdır. Ancak Ahmet Midhat’ın, kendi hikaye etme ananemiz ile batı romanının her çeşidini ve tipini karıştırarak roman diye bize sunma çabası yoluyla verdiği örnekleri bir yana bırakırsak; Recaizade M. Ekrem’in Araba Sevdası ilk realist roman örneği olarak kubul ederiz. Bizde batılı roman sanatının ilk örneklerini Halit Ziya Uşaklıgil’de görmeye başlarız. Mai ve Siyah Batı ölçülerinde ilk romanımızdır.

20. asrın başından, daha doğrusu ilk çeyreğinden başlayarak özellikle yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinden de meydana gelen bir ivme ile Türk romanı, bu sözünü ettiğimiz değişme ve ivmenin güzel örneklerini verir. Yakup Kadri’nin, sosyal ve toplumsal değişmeleri eleştirel bir tavır ile romanlaştırması, Halide Edip’in iki ayrı kültür dünyasını yüz yüze getirerek yeni değerler ve sentezler peşinde koşması, Reşat Nuri’nin yeni değişim ve oluşum sürecinde daimi eğitimi ön tasarıda tutması ve bunları romana aktarması sanırım tesadüfi bir vaziyet ve oluşum değildi.
Özünü, “dilde ve edebiyatta ulusal benliğe dönüş” felsefi biçimiyle oluşturan Ulusal Edebiyat anlayışının desteklediği, yüreklendirdiği ve beslediği Cumhuriyet edebiyatımız, belki en randımanlı, en soluklu ve en hızlı netice aldığı edebi tür olarak romanı ön tasarıya çıkarır. Cumhuriyet ruhu ile başlayan bu çıkış, 1930’lu senelerde önce “memleket edebiyatı” ile başlar, sonra “Anadolu romanı” terimi ile gerçek oluşumunu yakalar. Ne var ki “köy romanı” ile de işin dozu kaçırılır.
Gene de şunu da vurgulamakta fayda var: Türk romanı, asrın ikinci yarısından sonra öteki edebi türlere göre büyük evre kaydeder; bizdeki kısa geçmişine göre okuyucuyu ve edebi etrafları peşinde sürüklemeyi bilir. Alabildiğine geniş okuyucu etrafı, hem de etrafları yakalar. Romanın konuları olduğunca genişler; köyünden şehrine, işçisinden aristokratına, talebesinden öğretmenine, ailesinden devlet yapısına, yakın geçmişinden uzak tarihine kadar konu zenginliği, Türk romanında kendisini gösterir. Üstelik o ölçüde de fark tipler ve şahıs kadrosu ile yüz yüze geliriz. Nitekim bu evreler ve gelişmeler Türk romanını muasır çizgiye eriştirmiştir. Bu muvaffakiyet yazarlarımızın Edebiyat dünyasında büyük ödüllerin kazanılması bu vaziyetin açık göstergesidir.
Türk romanının olgunlaşmasında emeği geçen sanatçıları da şöyle sıralayabiliriz: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Peyami Safa, Sabahattin Ali, Ahmet Hamdi Tanpmar, Kemal Bilbaşar, Kemal Ta- hir, Orhan Kemal, Orhan Hançerlioğlu, Samim Kocagöz, Tarık Buğra, Cengiz Dağcı, Yaşar Kemal, Abbas Sayar, Adalet Ağaoğlu, Oğuz Atay, Emine Işmsu, Sevinç Çokum, Selim İleri, Orhan Pamuk.

Roman İle Hikaye Farkı

Roman ile hikaye anlatı olarak birbirine çok benzemektedir.
1-İki tür arasındaki en büyük fark anlatı uzunluğundadır. Romanlar hikayelere göre çok daha uzun anlatılardır.
2-Uzunluk farkı nedeni ile romanlarda kişi, yer ve olay tasvir etmeleri hikayelere göre çok daha ayrıntılı ve uzundur.
3-Romanlarda kişi analizleri ehemmiyetli yer tutar. Hikayelerde ise kahramanlar sathi tanıtılır.
4-Hikayeler kısa, romanlar uzun bir zaman dilimini anlatır.
5-Hikayelerde bir, romanlarda birden çok bakış açısı kullanılır.
6-Romanlar yer tasviri ile başlar, hikayeler ise olay tasviri ile başlar.
7-Hikayeler kısa oluşları nedeni ile çarpıcı, alaka çekici olaylardan söz etmelidir. Romanlarda olay sayısı çoktur; olaylarda bu nitelikler aranmaz.